<p>Her bir ses her bir uyaran cam bir fanusun içinde yankılanıp duruyordu. Pencerenin önünden geçen arabanın motor sesi yarım bıraktığım kitabın kokusu dün geceki konuşmanın kesik fısıltısı hepsi eş zamanlı bir kakofoni bir <strong>zihinsel kaostu o</strong>daklanmak bir örümcek ağında asılı kalmaya çalışan toz zerresi kadar imkansızdı. Ve ben bu labirentin ortasında kayıp bir pusula gibiydim. Ne yöne gitsem hangi sesi dinlesem hangi işe sarılsam hepsi aynı boşluğa çıkıyordu. Bu dağınıklığın içinde beni ayakta tutacak en azından bir kıyıya ulaştıracak bir şey arıyordum</p>